Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Prensime...

Aşk gibi birşey seni sevmek.
Göğüs kafesimin ortalarından başlayarak karın boşluğumu dolduran bir duygu yaratıyor varlığın.
Bir süre önce bir erkeğe duyulmuş aşktan geriye bir boşluk olarak kalan o yer,
Senin dokunuşunla, bakışınla ve kokulu öpüşünle doluyor.
Ellerini avcumun içine sıkıştırışınla hayat denilen o kıymetli şey yeniden damarlarıma doluyor.
Gözlerini dikerek sana ait bir kaç beğeni jestini dışa vurduğun ve
Benim o minik anları yakaladığım her anda,
Yanaklarımın pempeleşmesine ve yüreğimin sevinçle ışıldamasına sebep oluyor o derin masumiyetin.
Gece uyanıp uyanıp sana bakarken ve üzerini örterken,
Karnımın ortasında beliren his bir alev gibi beni de yeni bir yaşamın karşı konulmaz isteğine sürüklüyor.
Kadınların bir noktadan sonra karşı koyamadığı,
Delicesine yoğun ve suçlunun hormonlar olduğu o tehlikeli duygu,
Bedenimi daha diri ve daha çekici kılıyor karşı cinse karşı...
İsmimi söylerken ki peltekliğin,
Tanımdan uzak hareketliliğinin yanında, o delice koşuşturmanın arasındaki sarlak hallerin,
Söz dinleyişin, dinginliğin, kendi kendine saatlerce oyun oynayarak zaman geçirişin,
Ailedeki herkese sevgini gösterirken yaptığın gibi,
Tanışmak için her gittiğin arkadaşın karnına dokunuşun ve el sıkışmayı tam olarak öğrenemediğin için el ele kalan hallerin,
Sana bakmayan kızların arkalarından bakakalışın,
Korktuğun an, taklidine bayıldığın yengeçler gibi yan yan gelişin ve bulduğun ilk bacağa sarılışın,
Sence kurduğun tam (!) cümlelerin bizler tarafından anlaşılmayışı üzerine yüzünün aldığı şekil ve çaresiz tekrar edişlerin,
Sesleri aynen taklit edişin ve içinde çalan müziğin bütün gece susmadan devam edişini, ellerini bacaklarına ve kollarıma vurarak dışa döküşün,
Ama hepsinden öte mahzun gözlerini kaçırarak, gülümseyen dudaklarınla bana 'Teysseee' deyişin beni halden hale sokarken,
İçimde aşk gibi birşey yaratıyor varlığın kuzum, miniğim, prensim..
Islak ve koklayarak öpüşlerinle uyandırılmayı ve ellerinin avcumu dolduruşunu özledim,
Oysa ki seni görmeden geçen epi topu 3. günün içerisindeyim...

1 Mart 2011 Salı

Başkalaşan Aşk -Yılmaz Erdoğan



Güzel anıları olan güzel bir şiir.
Okumaktan bu denli zevk aldığım çok şiir yok...
Mahçup bir gülümseyiş ve kayıtsız kalınamaz pembe yanaklara sebep olduğu yıllar...
Değer yargılarının daha tabular çerçevesinde şekillendiği, utanma duygusunun şu andakinden daha yoğun olduğu çocukluk anları...
Güzel bir müziklendirme ve enfes manzara.
'Adını anmak güzeldi, dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması.... '

9 Şubat 2011 Çarşamba

80'li yıllarda doğmuş çocuklara...

Bakın ne buldum...
Eski dosyaları karıştırırken karşıma çıktı. Yaaaaa, evet yaaa, amanınnnn onlarda vardı değil miii? diye diye her birini tek tek okudum. Gülümsedim, gözlerim doldu..
Çok mutlu çocuklardık ve hayatlarımızda çok derin eğlenceler vardı...
Buradaki 64 maddenin neredeyse hepsinin hayatımda bir anısı var... Eminim sizinde benzer anlarınız oldu. Şöyle bir geçmişi yad etmek ve özlenen çocukluğumuza dem vursun diye...
Anılarda gezintiye hoşgeldiniz;
  1. Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız,
  2. LC Waikiki veya Benetton tüm renkleriyle kıyafetlerinizde önemli markalar olduysa...
  3. SHOW TV'nin müziğini hala hatırlıyorsanız dup dıbu dıp dıp dıbı dıp dum.. tabi ki bir de: İyi TV eyç bi bi, eyç bi bi iyi TV !!!
  4. Önce hüplet sonra gümlet' hayat felsefeniz olmuşsa
  5. Bizimkiler dizisi ertesi gun okul oldugunu bi sureligine unutturduysa
  6. Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içinizde hala garip duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
  7. Polis Akademisindeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız
  8. Elm sokağında kabus yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız
  9. Chucky yüzünden en sevdiğiniz oyuncağınızı bile göz önünden kaldırmışsanız
  10. Okulda coca-cola kutusunu ezip mac yaptiysaniz (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayagı yerlestirip ustune basıp yururlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu)
  11. Apartmanin altindaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa
  12. Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa
  13. Dört tekerlekli ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra roller bladeler size büyüleyici geldiyse
  14. Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa
  15. Aterideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız
  16. Işıklı spor aykkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa
  17. Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder süpriz yumurtasıysa(kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz
    yapmak da sabır ister doğrusu)
  18. Clementine sizde derin izler bırakmışsa
  19. Kasete kayit yapilabilmesi icin alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatilmasi gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız
  20. Commodore 64'de tornavidayla kasetin kafa ayarını yaptıysanız
  21. Anne saat kaç, simiiit, birdir bir, çay kahve gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa
  22. 'bandıra bandıra ye beni' şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa
  23. Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplubağaların ismi olarak tanıdıysanız
  24. Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız
  25. Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız
  26. Şirinler geyiğini arkadaşlarınızla mutlaka çevirdiyseniz (Şirine aslında Gargamel tarafından yapıldı...)
  27. Beğenseniz de beğenmeseniz de tüm çizifilmleri art arda izliyorduysanız
  28. Bir Başka Gece çocukluk hayatınızdaki en görkemli şovsa
  29. Pazar geceleri yıkanma günüyse
  30. Seden Gürel'in neden öyle giyindiğini şimdi sorguluyorsanız
  31. Müzik yelpazesi hayatınıza büyülü yabancı müzisyenler kattıysa
  32. Bir sanal bebeğiniz olmuşsa,
  33. Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız,
  34. MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa (a/s/l ne demek biliyorrsanız)
  35. ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız,
  36. Pili bitmesin diye kasetçaların, kasetleri kalemle havada sarmışsanız,
  37. Çizgifilm şarkılarının ingilizce veya japonca olsa da ezberlemişseniz
  38. Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız.
  39. Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon,Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa
  40. Sulugöz'ü düşününce bile ağzınız sulanıyorsa
  41. Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız
  42. Tsubasa'yı ve küre biçimindeki sahanın sonundaki dev kaleyi hatırlıyorsanız
  43. 'Hey Corç versene borç' deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız
  44. Macarena dansını yapabiliyorsanız
  45. TV den çekilmiş çizgifilmli sayısız kere izlediğiniz VHS leriniz varsa
  46. Telefonların jetonla çalıştığını hatırliyorsanız
  47. İstop diye bağırdığımızda renk yakalamaya çalışırken onun aslında stop olduğunu uzun zaman önce çözmüşseniz
  48. Saçları renkli ve uzun patlak gözlü çirkin trolleri bile bir furyada satın almışsanız.
  49. Capri Sunın reklamı ve melodisini hatırlıyorsanız,
  50. Annenizin mavi ped torbalarını şişirip patlattıysanız,
  51. Power Rangers'ın renklerini hatırlıyorsanız
  52. Mc Donalds a gitmek için ailenize yalvardıysanız
  53. Olacak O kadar, Yasemin'in penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız.
  54. Lambada'nın müziği kulağınızda çalabiliyorsa
  55. 'Nereye çufçufluyoruz'un kimin dediğini biliyorsanız.
  56. Sayısız joystik kırdıysanız ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ettiyseniz
  57. Fame City cennetle eşdeğerse
  58. En sevdiğiniz sayı altıysa
  59. Prince of Persia'da alttaki dikenlere düşünce çıkan dınnzk sesini ve kanları hatırlıyorsanız
  60. Mon Ami 48 lik boyalardaki altın ve gümüş renkleri statü sembolüyse
  61. Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa,
  62. Uhuyla oynamanın zevkini biliyorsanız
  63. Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz
  64. annenizin poşetler dolusu taso,misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız
  65. Peçete, kağıt, poşet vb... koleksiyonu yapmışsanız
    EVET YAŞLANIYORUZ! :) ve 80'lerden kalmayız :)

13 Ocak 2011 Perşembe

Çocuk

Hastayım...
Sanırım son 10 yıldır böylesine hasta olmamıştım.
10 gündür yatıyorum. Başka hiçbirşey yapmaksızın.
Ve tabiki düşünüyorum. Yatıp dinlenmekten ve ilaçlarımı içip kendimi sıcak tutmaktan başka elimden hiçbir iş çıkmadığı için bolca düşünüyorum.
Bir düşünme döngüsünün sonuna geldiğimi hissederek ve bulduklarımdan son derece mutlu olarak tamamlıyorum yavaş yavaş.
Neredeyse günde 14 saat uyuyorum. Kollarım da dahil vücudumun her zerresi ağrıyor.
Verim sıfır... -ebilite desen yerlerde.
İnsanlar hasta olunca ve rapor alınca, hani 2, bilemedin 3 gün yatarlar ve ardından "oh fırsattan istifade şöyle bir toparlanayım" cümlesiyle ıncık cıncık toplarlar ya etraflarını; onu bile yapamadım.
Zorunlu dinlenme oldu bana, yatak döşek yatıyorum.
Kendimi 5 yaşında gibi hissediyorum. Elimde battaniyem, ordan oraya ayağımdaki patikleri zeminde kaydırmak suretiyle yürürken ve sırtımdaki hırka enseme doğru toplaşım boynumu ter cennetine çevirirken; evin uyunabilecek her köşesinde aslancık halinde esneyerek demleniyorum.
Arada bir annemin sesiyle uyanıyorum: "Kalk biraz birşeyler ye canım hadi !"
Gerçekten iyi olup olmadığımı beni uyandırıp yaşamsal fonksiyonlarımı kontrol ederek anlıyor. Kıyamam... Diyorum ya, 10 yıldır (belki daha da fazla) böylesine hasta olmamıştım.
Tabi bu ara yatmak evden çıkamamaya eşdeğer olduğundan, hasta olmamın öncesinden başlayan "beni bırakın bu ıssız caddelerde" tribime çok iyi geldi.
Israrla arayan ve 'hımm, sen gene kapattın kendini eve diyen' ve durumu anladığını bildiğim birkaç dostun dışında kimseyle konuşmadan, mümkün mertebe anne ve babaya yapışmak suretiyle hastalığın çocuksu tadını çıkaran ve aynı zamanda yaşamsal temizliğine - ki oldukça uzun zamandır yapılmamıştır bu temizlik - beyninden başlayan ben, günde 14 saat uyumayı aslında oldukça iyi değerlendirdim.
Güzel bir temizlik oldu. Çevremdeki dost müsveddelerinin 4 bir yanını irdeleme, gerçek dostların kıymetlerini bilme, minnetime sahip eski aşkların affedilmesi ve hatta çoğuyla içsel barış ilan etme ve yanında uzun zamandır böylesine birlikte olmadığım (aynı evde yaşamak birlikte olmak değildir hani (!)) ailemin tadını çıkarma gibi bana yüksek tatmin duygusu sağlayan temiz bir temizlik süreci...
Öyleki, dost müsveddeleri hayatımdaki yerlerinin hiç değişmediğini ve hep aynı aptallıkta kaldığımı düşünselerde (anlamadığım bir şekilde çevremdeki birçok insan beni aptal yerine koymaya bayılırlar ve süistimal edebileceklerini sanırlar ve fakat olay hep benim lehime sonuçlanır) yine sezgilerim ve gördüklerimle 'titrleri' değiştirilmiş, yalnızca son derece profesyonel bir şekilde yaşamsal birliktelikler sürdürülür kılınmıştır...
Dostlara gelince.. Onlar yerlerini sağlamlaştırmış ve değerleri bir daha kendilerinden gereksiz yere kaçmamacasına anlaşılmıştır.
Ailem ! Kıymetlilerim. Varlıkları ışığım, gece fenerim. Düsturları törpülenişlerim. Kimlikleri kişiliğim, değerleri özvarlığım ve öğrettikleri başucu kitaplarım. Bunca yazım aslında hep onların anlattıklarını unutmamacasına hep hatırlamak için. Elleri dokunmaksızın hep üzerimde, bakışları yargılamaksızın hep düşüncelerimde, sevgileri hiç eksilmeksizin hep çemberimde. Onlarla çocuk oldum, sayelerinde ergen, vizyonlarıyla genç kadın ve miraslarıyla ihtiyarlıyor olacağım...
Çocuk oldum 10 gündür. Yeniden... Özlemişim.
Hasta oldum niceden beri ilk defa bu 10 gündür.
Ben aradığım beni buldum sonunda (!) bu son 10 gündür!...
İyi oldum, iyi geldim, iyi kaldım şu 10 gündür...

*"Birlikte şarkı söyleyin, dans edin, neşelenin, ama birbirinizi yalnız da bırakın
Aynı ezgi için titreşseler bile, bir udun telleri bile yalnızdır.-H. Gibran-"