Niye bu kadar sakinsin ?
Azdırma kızım benim çerkez-laz damarımı,
Sinirlenip tüm gemileri yaksam daha mı iyiydi be?
Sana da hiç bir türlü soru sorulmuyor yahu, anlamadım gitti...
-----------------------------------------------------------------------------------
Yumurtaya can veren güzel Rabb'im
Yaşamayı bilmeyenlerden de şu değerleri canlarını alıversen olmaz mı ?
Kim yaşamayı biliyor ki cahil cühela,
Kimsin sen de yaftalıyorsun insanları ?
Yahu bir dakika,
Noldu şimdi, öylesine bir söylenesim gelmişti ama...
------------------------------------------------------------------------------------
**Aha beyin yandı,
Ya deme öyle.
Allah beyin yandı,
Yahu ocağın altı bu kadar har bırakılmaz ki!
??!?!?!?!?!?
** Keyifli bir sohbet sırasında çıkan, içsel monologlarıma yakın bir kısımdı. Teşekkürler..
------------------------------------------------------------------------------------
Yahu neden kendine şunu tekrarlayıp duruyorsun?
Neyi tekrarlıyorum be ?
İşte bak yine söyledin..
Ya söylesene neyi tekrarlıyorum ?!?!?
E söylersem bende tekrarlamış olacağım,
O zaman hiç kurtuluşun olmayacak bre salak!
.................................. (farkındalık anı!)
------------------------------------------------------------------------------------
Yeme onu!
Yiyeceğim...
Yeme dedim.
Ama yemek istiyorum.
Bu kadar gereksiz ve hatta sağlıksız birşeyi neden yemek isteyesin,
Düşünelim neden acaba; depresyon, uykusuzluk, çaresizlik, acı, aşk
Birisi, hepsi, hiçbiri
Ya bana vicdan olmaktan vazgeçsene yiyeceğim işte..
İyi bok ye!
........ aradan zaman geçer;
Ayyy midem ağrıyor,
Gerizekalı demedim mi ben ?
Sus beee!
-----------------------------------------------------------------------------------
Vida olmak istiyorum,
O ne bee?
Vida olmak istiyorum,
Çentiğime en uygun tornavida benimle ahenk içinde dönsün istiyorum,
Sen iyi oluyorsun iyi.. Beni bile aşar bu !
-----------------------------------------------------------------------------------
Yoruldum !
Tekrarlasana bir kez daha,
Çok yoruldum bugün,
Bir daha tekrarla,
Yoruldum bugün çok yoruldum,
Yahu n'oluyor niye tekrarlattırıyorsun ?
Salaksın da ondan.
Söyleme şöyle şeyler diyorum, bir de
Abartarak tekrar etmeye devam ediyorsun!!!!
............................ (başka bir farkındalık anı)
-----------------------------------------------------------------------------------
Şiişşşş sakla o sopayı!
Neden ki? Bundan zarar gelmez..
Sen sakla beni dinle, bu pek sağlam görünmüyor.
Allah allah ne gördün acaba?
Yahu görmüyor musun en basitinden deli,
Sakla sen o sopayı sen deli o deli.
Sakla sakla,
Ay tamam sakladım al! aaaaa...
Ben aslında, içimde kalanlarla boğulmaktansa, okunabilir olmayı tercih ettim!.. Hepsi bu...
Monologlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Monologlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Kasım 2010 Cumartesi
12 Kasım 2010 Cuma
İçsel Monologlar* 1
Bana zamandan bahseden sen misin ?
Dur bir daha düşün...
Var mı ki zaman ?
Ben derim yıllar, sen dersin bir an,
Sen dersin aylar, ben derim saniyeden de kısa.
Dur bir daha düşün, var mı ki zaman?
-------------------------------------------------------------------------------
Ben seni seviyorum,
Sen de beni seviyorsun,
E şimdi n'olacak ?
Ben sendeki beni,
Sense bendeki seni seviyorsak eğer,
O zaman,
Ben bendeki seni,
Sen sendeki beni sevmeye devam ederek
Hiç biraraya gelmeden de birlikte olmayı becerebilir miyiz ?
Saçma,
Kimse kendini o kadar severken MEGALOMAN damgası yemeden
Nefsindeki ben, sen, kendim ve kendinle başa çıkabilemez ki ..
Eeeee, o zaman.....
Biraraya gelmeli...
-----------------------------------------------------------------------------------
Şimdi ben kendimi çok önemsiyorum ya,
Kimse beni önemsemese n'olur ?
Ya sen kendine yalan söylüyorsundur,
Yahut bir başına yalnız kalıverirsin
Dünya'nın orta yerinde bre salak...
-----------------------------------------------------------------------------------
Çocuk:Anne yemekte ne var ?
Anne: Ne istersin ?
Çocuk: ..................................... (uzun soluklu sessizlik)
Anne: yahu niye sustun, söylesene ne istiyorsun ?
Çocuk: Eeee, söyledim...
-----------------------------------------------------------------------------------
Asla yapmam dediğin şeyleri
Gözünde çok büyütmemen gerektiğini
Kimse söylememiş sana herhalde ki,
Gözünde büyüttüğün o asla anlarını
Gün gelip de canlı kanlı yaşadığında
Aslında tükürdüğünü yaladığında diyelim;
Ne kadar da sıradanlaşabileceğine
Sen bile şaşırıyorsun dimi ama ?
-----------------------------------------------------------------------------------
"Hey yıllar yenilmedim size hatalarım bile aynıııııııııııı...."
Aferin aferin yenilme sen daha,
Yenilme de gör ense kökünü aynı hataları yapa yapa.
Sevdiğin köşede,
Geçen yılları saç tellerindeki beyazlardan sayarken
ve bittabiki eskiyen fotoğraflarından ahhhh ahhhh naralarıyla
Hatırladığında hatalarını.
Saol çok iyi geldin cidden, alt tarafı şarkı söylüyordum...
----------------------------------------------------------------------------------
Bay Asaf, seni bir akşam üzeri düşündürebilirim diyor.
Sen, kendini çok bir bok sanan kimi zaman, seeennnn;
Düşündürebildin mi birini bir akşam üstü,
Sadece sıradan bir duruşunla ???
----------------------------------------------------------------------------------
Ellerin saçlarımda,
Burnun; boynumla omzumun arasında,
Sevgilim dur !
Tadını çıkartalım bu anın..
Çünkü hiç yaşayamayacağız bir daha
Birbirimize ilk kez dokunmanın vereceği heyecanı,
Şu saçma sapan tüketilmişliğin ortasında....
* Başlık konusunda, bir zat, tarafımca bayağı darlatıldı, katkılarından ve arttırdığı yaratıcılıktan dolayı teşekkür borç bilinir..
Dur bir daha düşün...
Var mı ki zaman ?
Ben derim yıllar, sen dersin bir an,
Sen dersin aylar, ben derim saniyeden de kısa.
Dur bir daha düşün, var mı ki zaman?
-------------------------------------------------------------------------------
Ben seni seviyorum,
Sen de beni seviyorsun,
E şimdi n'olacak ?
Ben sendeki beni,
Sense bendeki seni seviyorsak eğer,
O zaman,
Ben bendeki seni,
Sen sendeki beni sevmeye devam ederek
Hiç biraraya gelmeden de birlikte olmayı becerebilir miyiz ?
Saçma,
Kimse kendini o kadar severken MEGALOMAN damgası yemeden
Nefsindeki ben, sen, kendim ve kendinle başa çıkabilemez ki ..
Eeeee, o zaman.....
Biraraya gelmeli...
-----------------------------------------------------------------------------------
Şimdi ben kendimi çok önemsiyorum ya,
Kimse beni önemsemese n'olur ?
Ya sen kendine yalan söylüyorsundur,
Yahut bir başına yalnız kalıverirsin
Dünya'nın orta yerinde bre salak...
-----------------------------------------------------------------------------------
Çocuk:Anne yemekte ne var ?
Anne: Ne istersin ?
Çocuk: ..................................... (uzun soluklu sessizlik)
Anne: yahu niye sustun, söylesene ne istiyorsun ?
Çocuk: Eeee, söyledim...
-----------------------------------------------------------------------------------
Asla yapmam dediğin şeyleri
Gözünde çok büyütmemen gerektiğini
Kimse söylememiş sana herhalde ki,
Gözünde büyüttüğün o asla anlarını
Gün gelip de canlı kanlı yaşadığında
Aslında tükürdüğünü yaladığında diyelim;
Ne kadar da sıradanlaşabileceğine
Sen bile şaşırıyorsun dimi ama ?
-----------------------------------------------------------------------------------
"Hey yıllar yenilmedim size hatalarım bile aynıııııııııııı...."
Aferin aferin yenilme sen daha,
Yenilme de gör ense kökünü aynı hataları yapa yapa.
Sevdiğin köşede,
Geçen yılları saç tellerindeki beyazlardan sayarken
ve bittabiki eskiyen fotoğraflarından ahhhh ahhhh naralarıyla
Hatırladığında hatalarını.
Saol çok iyi geldin cidden, alt tarafı şarkı söylüyordum...
----------------------------------------------------------------------------------
Bay Asaf, seni bir akşam üzeri düşündürebilirim diyor.
Sen, kendini çok bir bok sanan kimi zaman, seeennnn;
Düşündürebildin mi birini bir akşam üstü,
Sadece sıradan bir duruşunla ???
----------------------------------------------------------------------------------
Ellerin saçlarımda,
Burnun; boynumla omzumun arasında,
Sevgilim dur !
Tadını çıkartalım bu anın..
Çünkü hiç yaşayamayacağız bir daha
Birbirimize ilk kez dokunmanın vereceği heyecanı,
Şu saçma sapan tüketilmişliğin ortasında....
* Başlık konusunda, bir zat, tarafımca bayağı darlatıldı, katkılarından ve arttırdığı yaratıcılıktan dolayı teşekkür borç bilinir..
24 Ekim 2010 Pazar
Zerdüşt Dolunay'da Sesleniyordu
Dün gece dolunay vardı yine gökte... Kaçıncı dolunay varlıkta bir fark yaratmaksızın..
Biriken tüm enerjilerin dışarı çıkmadığı, yürekte ve her his yaratıcı olguda sıkışıp kaldığı kaçıncı dolunay..
Biraz isyankar bir tarafım. Biraz inatçı bu kez,
Benim içimdekiler bende kalsın istemiyor kalbim.
O yüzden diretiyor sakin sakin belkide. Ne bu dürtü bir fikri yok ve yanında karmakarışık kafam, üstüne üstüne gelen tüm ama tüm yıkık, yitik saçma ve gereksiz şüphelerin hemen hemen hiçbirinde bana uyan bir yan yok..
“Saçma sıkıştırmalar, gereksiz, özensiz ve değersiz tüm dayatmalar kalbimin çığlıklarını bastırmaya yetmiyor. Çok mühimmiş gibi gösterilen, ipe sapa gelmez, boktan ilgilenmeler, dürüstçe çıkmış bir küfrün yerini tutamaz ki.. İsyanım var acınası, kokuşmuş ve buruşmuş gönüllerin beni biçimlendirmeye çalışmasına.. Ama yook buna sebep benim, saçma gerçekleştirme ihtiyacım.
Gerçekleştirmeymiş, daha ne olacak , bre salak.. Daha ne gerçekleştireceksin, şu boktan hayatın içinde yarattığın renkli yaşamında renklerini yaratan sen değil miydin zaten ? Kim yardım etti, kim destekledi, kime sordun da bu hale getirdin ki bu hayatı..
Herşeyi burnunun dikine yapmadın mı ki şimdi ne bu hal , ne bu saçmalıkları dinleme ihtiyacı..
Keyfin yerindeyken sorun yok . Peki sıkıntı hissettiğin anda ne bu kendine güvensizlik.. Aynaya bak çocuk, kaldır kafanı aynaya bak.
Kendinde emin olmadığın bir yer var... Bul orayı ve bırak ondan kaçmayı.. Neresi, hangi konuda yada kimden kaçıyorsun.. Sen kendinden kaçıyorsun içindekileri istediğin gibi yaşamaktan korkuyorsun, ister inan ister inanma...
Tam istediğin gibi giderken davranışlarınla sözlerinle hislerinle, sürekli kafanda dolanan bir kaç tilki içine tükürüyor herşeyin... Neden yapıyorsun bunu nedeeeennnnnnnnnn??? Ne bu korktuğun.. İnanmadığın kısır döngüler mi, içindeki çıktığında ne olacağını bilemediğin kadınlık mı acıttıkları için kapattığın, yoksa ne ...
Hala dişlerin, tırnakların dışarıda.. Sen kırmadın mı kendini, yetmedi mi ? Yeter çık artık çık şu lanet kapıdan dışarı.. Kim bu, sen misin bu ? Hiç bu kadar sen olmamıştın, ama hala arada bir kendini gösteren ve seni sana kırdırtan kim ? İnatla telefon eden, inatla üzerine yüklediği baskıları kıramadığın kim ? Kim o, sana bu saçma şeyleri düşündürten ? Yüreğini koydun ortaya, bu kadar açmadın şimdiye kadar . Bunun onda biri olmayan bir yerde aciz ve korkak bir halde kırdılar seni. Bırak artık onları düşünmeyi . Çık şu aptal kapıdan. Kapı görünmez bir cam misali önyargını yaratıyor, seni sana karşı yargılıyor.
Çık ve kır şu bardağı, belki de sınav sadece sensindir bre şapsal çerkez kızı.. Kır şu bardağı ne den korkuyorsun ki ??????? “
Diye buyurdu Zerdüşt !!!!!
Biriken tüm enerjilerin dışarı çıkmadığı, yürekte ve her his yaratıcı olguda sıkışıp kaldığı kaçıncı dolunay..
Biraz isyankar bir tarafım. Biraz inatçı bu kez,
Benim içimdekiler bende kalsın istemiyor kalbim.
O yüzden diretiyor sakin sakin belkide. Ne bu dürtü bir fikri yok ve yanında karmakarışık kafam, üstüne üstüne gelen tüm ama tüm yıkık, yitik saçma ve gereksiz şüphelerin hemen hemen hiçbirinde bana uyan bir yan yok..
“Saçma sıkıştırmalar, gereksiz, özensiz ve değersiz tüm dayatmalar kalbimin çığlıklarını bastırmaya yetmiyor. Çok mühimmiş gibi gösterilen, ipe sapa gelmez, boktan ilgilenmeler, dürüstçe çıkmış bir küfrün yerini tutamaz ki.. İsyanım var acınası, kokuşmuş ve buruşmuş gönüllerin beni biçimlendirmeye çalışmasına.. Ama yook buna sebep benim, saçma gerçekleştirme ihtiyacım.
Gerçekleştirmeymiş, daha ne olacak , bre salak.. Daha ne gerçekleştireceksin, şu boktan hayatın içinde yarattığın renkli yaşamında renklerini yaratan sen değil miydin zaten ? Kim yardım etti, kim destekledi, kime sordun da bu hale getirdin ki bu hayatı..
Herşeyi burnunun dikine yapmadın mı ki şimdi ne bu hal , ne bu saçmalıkları dinleme ihtiyacı..
Keyfin yerindeyken sorun yok . Peki sıkıntı hissettiğin anda ne bu kendine güvensizlik.. Aynaya bak çocuk, kaldır kafanı aynaya bak.
Kendinde emin olmadığın bir yer var... Bul orayı ve bırak ondan kaçmayı.. Neresi, hangi konuda yada kimden kaçıyorsun.. Sen kendinden kaçıyorsun içindekileri istediğin gibi yaşamaktan korkuyorsun, ister inan ister inanma...
Tam istediğin gibi giderken davranışlarınla sözlerinle hislerinle, sürekli kafanda dolanan bir kaç tilki içine tükürüyor herşeyin... Neden yapıyorsun bunu nedeeeennnnnnnnnn??? Ne bu korktuğun.. İnanmadığın kısır döngüler mi, içindeki çıktığında ne olacağını bilemediğin kadınlık mı acıttıkları için kapattığın, yoksa ne ...
Hala dişlerin, tırnakların dışarıda.. Sen kırmadın mı kendini, yetmedi mi ? Yeter çık artık çık şu lanet kapıdan dışarı.. Kim bu, sen misin bu ? Hiç bu kadar sen olmamıştın, ama hala arada bir kendini gösteren ve seni sana kırdırtan kim ? İnatla telefon eden, inatla üzerine yüklediği baskıları kıramadığın kim ? Kim o, sana bu saçma şeyleri düşündürten ? Yüreğini koydun ortaya, bu kadar açmadın şimdiye kadar . Bunun onda biri olmayan bir yerde aciz ve korkak bir halde kırdılar seni. Bırak artık onları düşünmeyi . Çık şu aptal kapıdan. Kapı görünmez bir cam misali önyargını yaratıyor, seni sana karşı yargılıyor.
Çık ve kır şu bardağı, belki de sınav sadece sensindir bre şapsal çerkez kızı.. Kır şu bardağı ne den korkuyorsun ki ??????? “
Diye buyurdu Zerdüşt !!!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)