Yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2011 Pazartesi

Tatil 2011-1

Öhüm! İşte karşınızda.
Bana gıcık olsanız da paylaşmaktan kendimi alıkoyamadığım şeyler listesi #1:
[Aslında: tatile dair yazdıkça daha çok yazabileceğim şeylerden en çok bahsi geçenler]

Karşılaştığımız anda kocaman bir mutluluk salan minik incircik :D
Ve tabaklarca yediğim kabakçiçeği dolması ve cacık :)


Kekik kadar güzel kaç tane mekan vardır bilmiyorum. Ama bizim Kekik, koştura koştura gidilen gün batımı ve en güzel yanı camdan kendi silüetini çekebilmek...


Bütün kış koşturmaktan ve ruhuma binen yükü taşımaya çalışmaktan olsa gerek, ayaklarım çok yorulduğu için, onların huzurla dinlendiği anı da resmettiğim çok zaman oldu...
Bunlar da onlardan göstermesi ayıp olmazsa ;)

28 Ağustos 2011 Pazar

Ta-TİLLLLLL

Evet Tatil...
TAAATTTİLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLLL :)
Ege'de olmak, Bodrum'u koklamak, Kekik'te güneş batırmak, denizde yosuna karılmak,
Plajda uykuya dalmak, icetea'yle kafa olmak,
her sene aynı cümleyle "böyle güzel midye, mısır ve incir yememek"; bu yüzden mide fesadı geçirmek,
bu kez hiç içmemek, ama zaten istememek,
uyumak, uyanmak, denize girmek, dostlarla gülmek, bir bebek tarafından sevilmek,
aklındaki adamı sürekli hayal etmek,
çalışmamak, çalışmamak, ÇALIŞMAMAK!
Yeniden Ege'nin o enfes mutfağı,
mis gibi domates ve salatalıklar,
KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI,
tadı damağında kalan zeytinyağlılar,
kumsaldaki pırıltılara yapılan yürüyüş,
her görüşte o pırıltıları yeniden aşık oluş,
ve Bodrum geceleri...
Yine yeniden her zamanki gibi Körfez, dans, müzik, genç nüfus...
Bodrum'da olmak ay pardon
TATİLLLLLLLLLLLLLLLLde olmak çok, çok ama çok iyi geldi...

Geri kalan yazılar ve fotoğraflar yolda, bekleyiniz efenim...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Bodrum Dair

Ani gidiş kararının yarattığı efsane tat!
Biletimi önceden almış olsamda,
yola çıkışım kaçar gibiydi.
Bitmek tükenmek bilmeyen işler,
okudukça artan makaleler,
bozuldukça bozulan cihazlar ve
yetmezmiş gibi bunların üstüne kurs,
midemde neredeyse 1 yıldır görülmemiş bir ağrı yumağı yarattı
ve bir avuç ilaçla kendimi Ankara'dan atmama sebep oldu.
O yüzden kaçar gibi, sanki dün karar vermişim gibi çıktım yolculuğa.
Ah yolculuk!
Nasıl severim yolculuk yapmayı.
Düşünmeye, hayal kurmaya nasıl da vakit ayırır/ayırtır
sen istesen de istemesen de...
Ömrümün önemli çözümlemelerini yolculuklarda yapmış biri olarak
otobüsün de, trenin de tadı başkadır.
Bu kez uykudan hayal kurmaya vakit kalmasa da çok fazla
yine de görselim de canlananlar bana yetti.
Hele ki gözümü açıp da o güzelim denizi görmek yok mu?
Koskoca bir yıldan sonra yeniden,
Kabak çiçeği dolması, süt mısırı, incir ve nice güzel zeytin yağlı ile Ege'de olduğunu hissetmek,
ve tatilin dayanılmaz hafifliğini paylaşmak dostlarla paha biçilmez bir coşku yaratıyor.
İşte yeniden --> BODRUM!
Geldim işte :)
Sen insanı süslü kıyafetlerinden,
alacalı paketlerinden sıyıran,
sen insanı huzura da salan, ama aynı anda insanlık halleriyle delirt(ebil)en,
sen nicesini kendine tutsak eden
Halikarnas Balıkçısı misali,
sen aşkın bir başka hali, huzurun ebedi kaynağı,
eğlencenin hala ve hep kalbi,
dostluğun en samimi ve çıplak biçimi,
ve koca bir kışın - yaz hariç 9 ay- çekilir ve amaçla yaşanır tek yanı!
Sen gelişine coşku, gidişine hüzün salan,
yalnızca bir tatil yeri değil
sana tutuklu gönüllerde bir ibadethane, bir mabetsin...
İyiki de öylesin...